1–Özet (amaç)
Değerli okurlar, bu kez sizleri pek sıkmayacağımı; ama yine de “ne oluyoruz?” dedirtmeyi umduğum bir çalışmayla karşınızdayım. Birilerini birlikte az çekiştireceğiz, sorgulayıp söyleşeceğiz!
Konumuz, “Kürt İlkanı Alp Urungu” (!) olarak çözümlenen Elegeş yazıtı (E 10) beşinci dizgedeki ilk 12 (on iki) tamgalık sorunlu bölüm!
Kürt sözcüğünün kökeniyle, başlangıcıyla ilgili (!) bulunmuş özetle! Bu olağanüstü (!) başlangıcı Wilhelm Radloff, Gyula Németh, H. Namık Orkun, Fahrettin Kırzıoğlu ve benzerlerine borçluyuz anlaşılan!
Ama durun bakalım az daha, bakalım aslında gerçek dile getirildiği gibi miymiş?
2-Çözümde kullanılacak veriler, savlar, ön bilgiler
2-1 Hüseyin Namık ORKUN ‘un çalışması

Görüntü 2.1.a s.594
https://www.academia.edu/41659776/Eski_T%C3%BCrk_Yaz%C4%B1tlar%C4%B1_H%C3%BCseyin_Nam%C4%B1k_ORKUN , s.594
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları 529, Eski Türk Yazıtları, H. Namık Orkun, Yükseköğretim Kurumu Yayınları Matbaası, Ankara, 1994
(Sayfa 594’ teki görselin ilgili dizgenin olduğu bölüm sağa çevrilip % 400 büyütülmüştür.
Alttaki dizgede sağdan sola ikinci damga ‘Ü’ ya da ‘Ö’ olamaz!)

Görsel 2.1.b Görsel 2.1.a’ nın ilgili bölümü paint programı ile düzenlendi

(ORKUN, 590)

(ORKUN, 591)

(ORKUN, 593)
*Not: “Güney Yenisey” ya da “okunamayan kaya yazıtları” denen yazıtlardan Hakasya Özerk Cumhuriyetindeki Sülyek Karayüz yazıtında kesinlikle ‘Kürt’ olmalıdır! Bu nedenle okunamamış olmalılar! Bengü kaya, mengü kaya diye sallayacaklarına birisini ‘Kürt kayası’ diye neden sallamadılar ki? Öğretim üyelerine göre bu yazıtı kimin kazıdığı konusu bile henüz belirsiz ama Kürt’ler bile olabilir. (!)
Bu sözlerin tamamı eğlence amaçlı gülmece denemeleri; önemsemeyin! Özenci olmanın görece üstünlüğünü bu yönde kullanıyorum!
Ayrı yazı karakterindeki üstteki üç alıntı, adı geçen bitikteki ilgili bölümler (olduğu gibi) kopyalanarak eklenmiştir!
Németh, “El kan sözü sonradan İlhan şeklini almıştır. İran’daki Moğolların daha doğrusu Moğol hükümdarlarının bu ünvanı taşıdığı malûmdur” demiş. Ama bu noktada türetmeye son vermiş! Biz kaldığı yerden türetmeyi (uydurma) sürdürelim vee bu kez azıcık biz sallayalım mı? “İlhanlılar, hele Moğol hükümdarları kesinlikle “Kürt” tür!”. Artık İlhanlılar da “Kürt” oluversinler onca çabalamadan, onca sözden sonra değil mi? Boşa gitmesin bu kadar değerli (!) çalışma! Anadolu’da, kırsalda şöyle denir: ”el elin eşeğini Türkü çığırarak arar” ! Ben aradıklarını, dahası bulsalar bile söyleyeceklerini düşünemiyorum.

Görüntü 2-2.a http://dergipark.org.tr/en/download/article-file/275647,s.10/15
“Görüşüm şu: bu beş damga işin özünde bir sözcüktür. Okuması ise kürütül biçimindedir. Damga okumasına göre, kürütül diye okunmaması için bir neden bulunmamaktadır. İlk seslemde ‘Ü’ damgası bulunduğu için, sonraki seslemlerde ünlü olmasına gerek kalmadan bu damga öbeği doğrudan kürütül olarak okunur. Böylece, Derleme Sözlüğünde yer edinen ‘bunak, yaşlı kimse’ anlamını veren kürütül sözcüğüne ulaşılmış olur…”
Bu sözcüğün ardından k, an damgalarını görüyoruz: kan > han. Bu durumda kürütül han diye okunan sözcükler yaşlı han, bunak kişi anlamlarını verir. Bu çeviri doğrulayan, dediklerimin sağlamasını yapan sözcükler, yine bu beşinci yatayın sonundaki sözcüklerdir.”… Demiş Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya.

Görsel 2-2.b Hüseyin Namık (ORKUN, s.17)
Bu görselle ilgili bilgiler verip kaynaklarla kısaca anımsatalım mı?
-Orhun abecesindeki ünlüler 4 olarak verilmekte olup tek bir şekille çizilmekte ve kayalardan kâğıda aktarıldığı ‘atlas’ adlı belgelere aynı aktarılmaktadır! Birinci ve ikinci sütunda olduğu gibi Orhun ve Yenisey yazıtlarında A ve E farklı çizilmiş
Ayrıca görüntüdeki 2. (ikinci) ve 3.(üçüncü) sütunlarda Orhun ve Yenisey Ö ve Ü iki farklı şekil görüldüğü gibi! Bunun sorgulanmamış bile olması Türklük bilimi açısından çok düşündürücüdür. Dizgemizdeki şekil!
-Ö ve Ü için Yenisey yazıtlarında çok ayrı bir şekilli damga için yine ‘Ü” denmiş! Böylece üç ayrı biçimde çizilmiş olan damgalarımız; ama tek bir biçimde ve ‘Ü’ olarak değerlendirilmektedir!
3- Çözüm
3-1 İlgili görseller

Görsel 2.1. b Görsel 2.1.a’ nın ilgili bölümü paint programı ile düzenlendi
3-2 Çözümleme
Not: Not: Görüntü 2.1. b deki sarı çevrili alandaki gösterge, https://dilin-gizemi.net/index.php/2024/02/26/tuva-ozerk-cumhuriyetindeki-sulyek-karayuz-yazitini-dogru-anlamak/ betkesinde (E 39 2), Aynı kayadaki E 39 1 dizgelerinde, H. Namık Orkun’un eski Türk yazıtları betiğinde bulunmaktadır. Orhun abecesindeki ince N yine tamganın ses değerinin ÜN olduğuna ek kanıttır! Bu yanlış bütün araştırmacılarda kalıcı olmuş; doğru öneriyi anlamaya bile kapalılar ne yazık ki! Bu nedenle somutlaştırmak için görsellerin dördünü birlikte ekliyorum.
Not: Şekil ayrı olmasına karşın tamganın ses değerini ‘Ü’ olarak alan bütün çalışmalar görüşüme göre dayanaktan yoksundur; yerleri çöplük olmalıdır!

Sağdan sola M / ÖÑGE / K (h) / ÜN (büyük dörtgendeki gösterge)
Sağda ortada soldaki renkli ÜN, SAĞINDAKİ Orhun ‘Ü’

Bütün araştırıcılar Sülyek Karayüz E39 2 dizgesini ‘Menkü kaya’ (!), E39-1’i yine “Bengü kaya’ (!) biçiminde önermişler! Çalışmada adı geçen İgor L. Kızlasov ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya 2018’ de Unesco Uluslararası Türkoloji Enstitüsünce, Thomsen adına düzenlenen altın madalya ile ödüllendirildiler. Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya beyin bir yutup videosu vardı, şimdi ulaşamıyorum.
O videoda (Unesco toplantısında konuşuyordu) şöyle demekteydi: “Türkoloji çevresinde “Güney Yenisey Yazıtları” dediğimiz yazıtlar var ve bunlar Orhun abecesiyle çözülüp okunamıyor; bu yüzden bunlara “okunamayan yazıtlar diyoruz” demişti! Ek olarak: “Sayın Kızlasov’ un bu yazıtlar konusundaki bir çalışması Türkçeye çevrildi. Kendisinden yeni çalışmalar bekliyoruz!”.
İşte ölümcül yanlış bu noktada yapılıyor kanımca! Çalışmamızdaki Elegeş E 10 yazıtındaki ikinci damga yine kusurlu olarak “Ü” ye dönüşmüş!
Böylece görüntü 2.1. b’ ye göre dizge ve çözüm önerim,

Görsel 2.1. b ye göre Paint ile çizilmiştir.
1-İnce K tamgamız. Anlamı çalışmanın yazarına göre güneştir.
Sağdan sola, K/ ÜN / (e) R (i) // T / (i) l / K(a) / N / L (ı) // U / R (u) / NG (u)
2-İkinci gösterge iki tamgadan oluşan birleşik tamgadır. Sarı bölüm ‘Ü’, mavi bölüm ‘N’. Birlikte ‘ÜN’! Bütün bu saptırmalar buradaki birleşik tamganın Ü ya da Ö olarak(!) değerlendirilmesine dayanarak yapılmış. Ayrıca konuyla ilgili araştırmacılar ve öğretim üyeleri Ö ve Ü tamgalarını aynı ve burada çizildiği gibi biliyorlar! Değil! (bakınız, görsel 2-2.b dördüncü dizge, ikinci ve üçüncü sütunlar)
https://dilin-gizemi.net/index.php/2024/02/26/tuva-ozerk-cumhuriyetindeki-sulyek-karayuz-yazitini-dogru-anlamak/ , Görüntü 6, Üçüncü şekil ve dizgemizdeki ikinci göstergenin düşünüşü aynıdır!
3-İnce “R” tamgamız.
Böylece ilk üç tamga “K ÜN (e) R (i). Bildiğimiz çok yaygın soyadı olan Güneri sözcüğü. Türkler zaten güneşi tutku derecesinde sever. Ulus adımız Türk sözcüğünün yönü güneş, inancımızı tanımlayan Tanrı sözcüğünde yine güneş olduğuna göre dilimiz Türkçe de Güneşin dili olmak zorunda.
4-Orhun abecesindeki ince ‘t’
5-Orhun abecesindeki ince ‘L’ (ek olarak dildeki ‘L’ görüşüme göre; til sözcüğündeki ‘L’)
6-Orhun abecesindeki kalın ‘K’ (ince ‘t’nin sola dönük eşleniği, kaya, ayağımızın altındaki kaya!)
7-Orhun abecesindeki ‘(a)N’ (gök)
8-Orhun abecesindeki kalın ‘L’
Dizgenin anlamı konusunda kısa öneride bulunmakla yetineceğim.
Küner (i) günümüzdeki ‘Güneri soyadının öncülü olmalı. Türkler Gün (eş) inancında kişiler. Sürekli yinelemek durumunda kalıyorum şu sözleri: “Türkler gökteki güneşin çocuklarıdır”. Türk sözcüğünün kökü, anlamı, yorumu budur!
Tilkan ya da Dilhan * ‘içten’ anlamında bir sözcük. Benzeri kişi adları da var Türkçemizde. Böyle kayıtlar var. Sözcüğü Dili göğe devinen (uygun) gibi yorumlayabilir miyiz?
Han sözcüğü Gökle ve Tanrı sözcüğümüzle ilgili değil mi? Türkçe kusursuz matematik – akıl dili olması yanında doğal ve yalansız olduğu için çok güzel yır (şiir) gibidir. Sizce de öyle mi?
*Türk Dil Kurumu Sözlükleri (sozluk.gov.tr) / Kişi adları sözlüğü / Dilhan
Köken: Farsça, Cinsiyet: Kız (TDK sözcüğü Farsça yapmış!) Gönülden söyleyen, içten konuşan kimse.
Tilkan + lı > Tilkanlı (Türkçe eklemeli dil değil miydi? Tilkanlı > Delikanlı*
*Not: delikanlı ne demek TDK Sözlük Anlamı (sozluk.gov.tr) / sıfat, eğretileme (mecaz) , sözünün eri, dürüst, namuslu (onurlu) kimse
Özetle özü sözü-yaptıkları aynı, içten, onurlu yani ‘Tilkanlı” Güneşin erleri ‘Küneri’ ‘Urungu’ lar doğru çözümdür!
Küneri Tilkanlı Urungu → Kürt İlkanı Alp Urungu (!)
Bu çözümü Türk karşıtı, güdümlü, bilinçli ve çok başarılı bir saptırma olarak görmekteyim! Urungu gökteki güneşin (NG) uruşçuları (savaşçı) ları demektir. Beypazarı ilçesine bağlı bir mahalle(köy) nin adı ‘Uruş’ tur!
Ama % 400 lük görsele göre (a)N’ dan sonra kalın L’ i, R, NG, U damgalarını görebiliyorum. Ancak Alp diyebilmek için P zorunlu. P yi göremiyorum! Orhun abecesinde ‘P’ nin şekli ‘1’ dir! Radloff sanrı görmüş olmalı!
Görüşüme göre, yapılan yanlışları gördükçe, kaya yazıtlarının çözümlenmesinde izlenmesi gereken doğru yöntem kristal gibi belirginleşmektedir ve şöyle olmalıdır:
-Damgaların çizimlerine bağlı kalarak, ‘hiç değiştirmeden’ kâğıda aktarılmalıdır.
-Orhun abecesinde karşılığı yoksa göstergenin kavramsal yazı (ideogram) olabileceği düşünülmelidir. Bu olasılık görebildiğim kadarıyla hiçbir çalışmadı düşünülmemiş!
-Çözüm öncelikle damgalara dayanarak çalışılmalıdır. Eski çağlardaki Türkçe sözlere dayanarak çözüm aramak düşünülmemelidir. Bu arayış ancak ikincil ve yardımcı düşünce olmalıdır. Çünkü sözcükler günümüzde kullanılmıyor bile olabilir. Çözümün sonunda aynı ya da benzer sözcük olması, çözümün doğruluğuna destek olarak değerlendirilebilir.
-Bu şekilde kullanılan bir sözcük bulunamazsa damgaların kökeninden anlama ulaşmaya çalışılmalıdır.
“Özetle bu dizgenin Kürtlükle uzaktan-yakından ilgisi yok! Uydurulmuş açıkça. Sözcüğün ‘Kürt’ biçiminin babası (uyduran) Radloff’tur. Türklük bilimci namlı öğretim üyeleri bu yanlışı, doğrusunu ortaya koyup çürütemedikleri için; bunların ardından çok sayıda Türk karşıtı bilinçli saptırma görevlilerinin car car carıldayan sözleri daha çok duyulmuş. Yanlış bilgi (!) ve bunları amaçları için kullananlar çok daha yaygınlaşmış! Günümüzde bile bu çabalar eksilmeden sürdürülmektedir.
4 Sonuçlar ve Yorumlar
4.1 Dil
Tek bir tümceyle demek gerekirse: “Öncekilere ve son olarak bu çalışmaya da dayanarak kaya yazıtı çözümlemelerinde köklü bir yeniden sorgulama dönemi başlamalıdır. Özellikle ünlülerin durumu ivedidir. Atlasların da elden geçirilmesi zorunludur”
4.2 Tarih
Çalışmanın çözümünden çıkan sonuç şudur: “Elegeş E10 yazıtında ‘Kürt’ sözcüğü hiç bir biçimde yok”. Kürt var denen çözüm (!) çakma ve yanlıdır. Bilimle ilgisi yok ne yazık ki! Benzeri nitelikteki çalışmalar (!) için ayrı bir tanımlama bulunmalı…
4.3 Toplum
Görüşleri belirleme ve ayırma
Şimdi sıra girişte aktardığımız sözlere geldi, çekiştirme ve söyleşi aşamasına! Önce kimler hangi yanda onu özetleyelim mi? Bilgiler H. Namık Orkun ve Prof. Osman Fikri Sertkaya’nın ekli çalışmalarından. Araştırıldığında bu adlara araştırıldığında birbirinin aynısı, çok sayıda ekleme yapılabilir.
4.3.1 Yazıtta Kürt var diyen Türklük bilimci (!) takım ya da akım:
-Başlatıcı: Vasili Vasilyeviç Radlof veya Wilhelm Radloff, Alman asıllı Rus doğu bilimci.
-Hüseyin Namık Orkun, Türk tarihçi, dilbilimci. Yazıttan ‘Kürt eli’ sonucunu çıkarmış.
Atatürk’ün ekibindeydi ve Türk tarih tezine ve onun önemli bölümü Güneş dil kuramına karşı olduğunu biliyoruz ayrıca! Bakınız, *Yazarın notu: “H. Namık Orkun Atatürk’ün tarih tezini kabul etmeyen ve ona itiraz edenlerden biriydi.” Bakınız, Atatürk ve Güneş Dil Teorisi, Doç. Dr. A. Melek Özyetgin, www.tdk.gov.tr/images/css/TDD/2006s655/2006s655_11_M_OZYETKIN.pdf, s. 108
-Gyula Németh, Macar Türkolog.
-Prof. M. Fahrettin Kırzıoğlu, dil bilimci, tarihçi. Kürtlerin Türklüğü adında kitap yazmış ayrıca…
* Dip not: Görüldüğü gibi başlangıç Rus Radlof! Sonradan bu akıma yine bir Rus olan dilci Vladimir Federoviç Minorsky eklenmiş…
4.3.2 Türk Türklük bilimciler. Bu kişiler, çakma Kürtçü akıma karşı çıkanlar!
-Prof. Dr. Şerif Baştav
-Prof. Dr. Zeynep Korkmaz. Eski TDK üyesi, 1964 te Prof. Ödüllü dil bilimcimiz
-Doç. Talat Tekin
Günümüzde “Kürt ve Kürtçe” için güvenilir bulduğum bir yazın örneği Prof. Dr. Sn. Ahmet Buran, kanımca çok değerli bir dil bilimcimiz olup, nesnel olduğunu düşündüğümden kendisinin çalışması olan tek bir kaynak vermekle yetineceğim. Yazından küçük söz dizinleri değiştirilmeden alınmıştır. Amaç, genel durumu gözler önüne sermektir.
KÜRTLER VE KÜRT DİLİ Ahmet BURAN* KURDS AND
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933956.pdf
“Kürt adının da farklı kökenlerden gelen ve karma bir toplum olan Kürtlere özel ad olduğu düşünülebilir. Kürtçe, genellikle Hint-Avrupa dil ailesinden bir dil olarak değerlendirilir. Ancak Kürtlerin dil değiştirdikleri ve ilk dillerinin başka olduğu birçok araştırmacı tarafından dile getirilmektedir. Kürtçenin karma bir dil olduğu söz varlığında ve gramer yapısında kendini göstermektedir.
Minorsky, Kürt adının Arap kaynaklarında “göçebe” ile eşanlamlı olarak kullanıldığını belirtmektedir (5)
Esas itibariyle günümüzde Kürt adı, tarihsel köken, dil ve kültür bakımından birbirinden farklı olan değişik topluluklara, siyasi maksatlarla verilen bir ad haline gelmiştir. Kürt adı etrafında bir araya getirilmeye çalışılan Kurmanç, Kelhur, Lor ve Goranî gruplarının tarihsel köken, dil ve kültür bakımından nasıl bir birliktelik oluşturduğu konusu tartışmaya açıktır.
Nikitin, “ Kürtlerin oturduğu ülkeyi tanımak istersek Kürdistan adına dayanamayız, çünkü bu ad zaman ve mekân içinde itibari ve değişkendir (17)” demektedir.
4.3.2.a Kürt sözcüğü için göstergebilime dayalı aykırı ve kökten “köken” önerisi
Bu bölümde üstteki yazında değinilmemiş biçimde bir açıklama önereceğim. Türkçe düşünerek bu sözcüğün kökenini doğru olarak anlayabiliriz kanımca. Zaten sözcüğün Türkçe kökenli olduğu belirtilmiş çoğu kez. Bu adı Türkler vermiş olmalıdır bu karma ve göçebe topluluğa!* Bu ayrıntıların araştırılması pek alanım değil. Basit araştırma konuları, akademisyenler araştırabilirler. Ben denmemiş olanı dile getirmekle yetineceğim ve çalışmayı gereksizce şişirmek istemiyorum!
*Bir yazında “Kürt” denen etnik topluluğun başlangıcının, değişik Hint kökenli çingene grupları olduğunu okumuştum. İbra ve Aram dene gruplar (Semitikler) Hindistan kökenlidir. Semitik grupları bu karma topluluğun içinde ağırlıklı düşünmeliyiz. Arzu eden akademisyenler ve ilgi duyan herkes bu konuyu da araştırabilirler. Ama her durumda Kürtlerin dil, etnik yapı, morfoloji gibi özellikler açısından çok karma bir topluluk olduğu açıktır. Bu konuda görüş birliği var gibi görünmektedir.
Bu karma topluluğa bir bölüm Türk soyluların katılmış olması gerçeklere uymayan biçimde konunun saptırılarak çoğu kez politik amaçlarla “Türk=Kürt” demek akıldışıdır ve yanlıştır!
Önceki çalışmalarımızda “R” damgamızın sözcüklere yinelenme (tekrar) anlamı kattığını yazmıştık. Örnekler de vermiştik! U ve Ü ilişkisini ise, aklımızın ya da bilincin devreye girmesiyle U > Ü (ünlü daralması) dönüşümü olduğunu önermiştik. Aynı biçimde O > U daralmasının nedenini de açıklamıştık.
Verdiğimiz örneklerden “kurt” bu sözcüğü anlamamıza yetecek! Kurt yiyecek için günde 100 (yüz) km uzaklara gidebilecek dayanıklılık ve kararlılıkta (tekrar!) canlıdır, köken bununla ilgilidir!
Bu açıklamalar öz olarak dille ilgili göstergebilime dayanmaktadır. Kürt sözcüğünde K sözcüğün öznesidir, kişileri simgeler. ÜR ürümek, tutkuyla seslenmek anlamına gelir.
Kürt sözcüğü bu durumda, “t” toprak, taban anlamlarında düşünüldüğünde toprağı olmayan, göçebe, çingene anlamlarını içerir. Kürd ve Arapça ekrad göçebe anlamlıdır! Gerçek göçebeler çingenelerdir ve görüşüme göre köken budur. Zaten yazında denenlerin alayı bu gerçeğin (bilgiye uygunluğun) ayrımında olunmadan dile getirilmesi gibi! Ne dersiniz?
Türk sözcüğünü de aynı biçimde güneşe (Kün) tutkuyla seslenen ( türkü söyleyen, ürüyen) kişi olarak açıklamıştık. K tümleç ya da yön demiştik.
Türk sözcüğünde sözcüğün yönü ya da tümleci Güneş; Kürt sözcüğünde toprak! Öz olarak hiçbir biçimde ilgisiz ve ayrılar!
4.3.3.a
Bu konunun günümüzde kullanımına örnekler.
Burada okurlara video bağlantıları vereceğim.
4.3.3.a.1
Tan Can – Prof. Feridun Ağasıoğlu Celilov (Türk’ün ataları üzerine sohbet)
https://youtube/2jUtC4d7ixk?fbclid=IwAR1IVb0u95EelJth6_6rqAnOMWAr06_hdRwfkVahyPJgk_B dA8tlDUVe
Bu söyleşinin başında, Namık Orkun’un görüşleri söyleniyor. Kürt sözcüğü Elegeş yazıtında var, Macar boylarından birisi de Kürt’ tür deniyor.113. dakikadan sonra, Türklerin İbrahim’in soyundan geldiği gibi, Tanrının elçisi İbrahim adlı kitapta hz. İbrahim’le Oğuz Kağanın ilintisinin bile tartışıldığını duyacaksınız! Yazarın dediğine göre, yani Tevrat’ın MÖ 13. yüzyıldan olduğu değerlendirildiğinde o çağdan önce Türk daha anasının karnından doğmamış!
Not: Bu video kaldırılmış!
Yine ek olarak, Prof. Dr. Feridun Ağasıoğlu Celilov Sansürsüz’ de ( konu Urmu teorisi ve Kürt açılımı) https://www.youtube.com/watch?v=xDT-l5TZAEk
4.3.3.a.2
Bu güdümlü, kalıplaşmış önyargılı, bilgisiz kişiye Alp diyebilmek için P olmak zorunda, bana P’ yi gösterin dedim! ‘P’ nedir diye sordu? Güneş Dil Kuramı yanlısıymış (!), öyle tanınıyor!
4.3.3 başlığı altında eklediğim örneklerin tümünü, mantıktan yoksun, yanlış, yanlı, Türk karşıtı ve değersiz bulmaktayım. Çalışmam böyle düşünmeme olanak sağlamakta görüşüme göre.. Bu benim Türk olarak ( kişi olarak) görüşüm!
Türk karşıtlığı, örneklerden açıkça görüldüğü üzere Türkçe kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Türkçeye yapılan saldırı yalnızca dille sınırlı değildir, böyle algılanmamalıdır! Bu saldırı aynı zamanda Türk kimliğine, yurdumuza, inancımıza (Tañrı), töremize, yaşamımıza yöneliktir. Örnekte görüldüğü gibi önce çakma toplum oluşturulur (uydurmak), arkasından çakma yurt, çakma geçmiş…
Bütün bu yaşananların sonunda adımızı, canımızı verdiğimiz yurdumuz Türkiye’de horlanan Türk olur!
Not: Yeterince araştırıldığında 4.3.4 başlığı altındakilerde olduğu gibi, çakma “Kürt” algısı oluşturmak için yırtınan çok sayıda adlara ulaşmak olanaklıdır. Bunlar tarihçi, arkeolog, yer bilimci, sanat tarihçisi, etnolog, antropolog, düşün bilimci ve bunlara dayanarak Türk halkını yöneten politikacılara en başta!
Arada, durumu görüp canım sıkıldıkça anımsar ve derim: “Türklük bilimi o denli önemlidir ki asla Türklere bırakılmamalıdır! (Onur Bilge DURLU)
Ama ne yazık ki Türkler bu gerçeğin pek ayırdında değiller!
5 Sonuçlar (Toplu değerlendirme)
Bu kez kısa tümcelerle konuyu sonuçlandırmak istiyorum.
-Elegeş E 10 Yazıtında “Kürt” olarak anlam verilebilecek damgalar, sesler; kısaca “Kürt” yoktur görüşüme göre!
– “Elegeş yazıtındaki “Kürt ilhanı” ibaresi, Macarları meydana getiren Türk kökenli boylardan birinin adının Kürt, Sakaların bir boyunun adının Gur (< gur+t) olması gibi birçok tarihsel, coğrafi ve kültürel delil, hiç değilse ilk tabaka itibariyle Kürtler ile Türkler arasında bir köken birliği olduğunu göstermektedir.” … denmiş! (bu sözler 4.3.2 deki çalışmadan alındı).
Görüşüme göre bu çalışma, iki tırnak arasında dile getirlen sözleri ve benzeri görüşleri geçersiz kılmaktadır. Bu savım ( çözümüm) onaylanmayacaksa çalışmanın yanlış olduğunun kanıtlanması zorunludur! … İkinci tamganın özel durumu kanımca çok açıktır.
Öne sürüldüğü gibi Türklerle siyasal örtü amaçlı çakma kimlik ‘Kürt’ ün köken birliği bulunmamaktadır! Bu gerçeğe uygun olmayan bütün görüşler çarpıtmadır!
-Bu ve başka kaya yazıtlarının çözüm önerisi örneklerinde görüldüğü gibi, yanlış ve mantıksız çözüm önerileri çok yaygındır, hepsi sorgulanmalı, doğruluğu konusunda kuşkulu olunmalıdır.
Bu çalışma umarım bu görüşe çok yerinde bir dayanak olacaktır.
-Bu yanlış çözüm önerileri (!) görüldüğü gibi toplum yaşamımızı, Türkleri çok derinden etkilemektedir. Bu çalışmada deyim yerindeyse sanki “çakma topluluk” oluşturma çabasına tanık olduk birlikte!
-‘Kürt’ sözcüğü topraksız, göçebe anlamını taşımaktadır. Radloff uydurmuş! Arapça ekrad > Kürd aynı anlamdadır.
Bu çalışmada ve video örneklerinde, yanlış ve yanlı; çarpıtılmış bilgilerin (!) nasıl Türklere karşı kullanılabileceğinin örneklerine birlikte tanık olduk. Çalışmamız burada sonlandı.
Yeniden anımsayıp soralım: Kimler Türkçe ile düşün bilimi yapılamaz diyenler? Kim onlar bilmiyorum, ama kendi adıma çok kolay ve zevkli olduğunu söylemeliyim. Onların akıllarının Türkçeye ermediğini düşünüyorum. Ya da Türklükle, Türkçeyle sorunlarının olduğunu; aralarının iyi olmadığını da!
Düşünmek ve bilim en iyi Türkçeyle olanaklıdır. Türkçe olmayan bütün sözcükler Türklük için virüs gibidir. Yalansız dildir Türkçe, olmayan görüngülere ad takmaz, doğaldır, açık kaynak dilidir. Biliyorum ki, dilin kökeni ve çok sayıda mitler Türkçenin yardımıyla anlaşılıp bilinir olacak. Bunları anlamak ve bilmek isteyenler önce Türkçeyi öğrenmeli! Bu konuda kuşkum yok. Özenci olmak olağanüstü güzel, düşünürken sınırsızca özgürsünüz, eğer kendinizde (buna) engel yoksa!
Yaşasın bilge atalarımızın, gökteki güneşin çocukları bilge soyumun; güneşin dili Türkçe! Sevgiyle, aydınlıkla, Türklük’ le kalın!
Not: Yukarıdaki yazının yapıt ülevi ödemeliği (telif hakkı) T.C. 5836 Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre yazarınındır. Tümüyle alıntılanamaz (iktibas edilemez), kısıtlı ‘anıltı’ yapılıp (atıfta bulunup) kaynakça belirtilmeden alıntı yapılamaz
.
Öncelikle emeklerinize sağlık.yeni akım ve görüşler olmaksızın tüm bilimler yerinde sayar. Üstü örtülü birbirinin benzeri tabir yerinde ise kaçamak ucundan değinerek Türk kökenine yaklaşmaya dahi cesaret edemeyen araştırmacıların pek te hoşuna gitmeyecek olsa da ki eminim umurunuzda değildir. Bu apaçık dile getirmiş olduğunuz gerçeğin tarihe düşmesi temennimdir. Bir de muhakkak kulağını gözünü ağzını kapatmakta vazgececek akademisyenlerin yetisecektir bu ülkede. Buna inanıyorum.
Çok teşekkür ederim. H. Namık Orkun’dan beri dizgedeki şeklin Ü’den ayrı olduğu biliniyor! Sorgulanmamış! Çok açık her şey ama körler sağırlar birbirini ağırlar yaklaşımı etkili olmuş! Elegeş yazıtı, E10 5.dizgede P’nin olmadığı yine çok açık! P nerede diye soran kişinin olmaması utanç vericidir! Türkolog sandıklarımızı şu acı sözler kusursuz tanımlıyor bence: “Türkiye’de Türkolog yok, söylenenleri tekrar eden Türkolog’um sular var”! Dediğiniz gibi hiç birisini umursamıyorum”! Gerçek dışında hiç bir ‘şey’ beni ilgilendirmiyor. Çok yüzlülük demek olan Politikacı değilim ayrıca! Görüşlerim birilerini yerlerinden op diye ayağa kaldırmıyorsa zaten onlardan ayrımım yok demektir! Gerçeklerin dibine, köküne yönelmeyi ödünsüz sürdüreceğim!